preparation of defence prescribed by law savunmanın hazırlanması kanunla öngörülmüş
present – day conditions günün koşulları
presidential pardon devlet başkanı affı
press basın
pressing social need acil toplumsal gereksinim
presumed paternity babalık karinesi
presumption of innocence masumiyet karinesi
prevent disorder kargaşayı önlemek
prevent escape kaçışı önlemek
prevent unauthorized entry into country ülkeye izinsiz girişi önlemek
prevention of crime suçun önlenmesi
prevention of disorder kargaşanın önlenmesi
prevention of spreading of infectious diseases yayılmasının önlenmesi
preventive detention önleyici tutukluluk
prima facie prima facie
prisoner mahpus
private life özel hayat
procedural defect usuli eksiklik
procedural guarantees of review temyizin usuli güvenceleri
procedure prescribed by law kanunca öngörülmüş usul
prohibition of (…) yasağı
prohibition of abuse of rights hakların kötüye kullanılması yasağı
prompt and detailed information hızlı ve ayrıntılı bilgi
prompt judicial control hızlı yargısal kontrol
prompt trial hızlı yargılama
promptly hızlı bir şekilde
promptly informed yeterince hızlı tebellüğ etmiş / bilgilendirilmiş
proof beyond reasonable doubt makul şüphenin ötesinde kanıt
property mülkiyet
proportionality ölçülülük
proportionate to the legitimate aim pursued hedeflenen meşru amaçla orantılı
protection of health sağlığın korunması
protection of juveniles çocukların korunması
protection of morals ahlakın korunması
protection of private life of the parties tarafların özel hayatının korunması
protection of property mülkiyetin korunması
protection of public order kamu düzeninin korunması
protection of the rights and freedoms of others üçüncü kişilerin hak ve özgürlüklerinin korunması
protection of the reputation of others üçüncü kişilerin şöhretinin korunması
protection of the rights hakların korunması
proved guilty according to law kanuna göre ispatlanmış suçluluk
provided by law kanunda öngörülmüş
provisional measure geçici önlem
psychiatric evidence psikiyatrik delil
public aleni, açık
public authority resmi makam
public emergency toplumsal bir aciliyet durumu
public hearing kamuya açık duruşma
public interest kamusal çıkar
public judgment aleni yargılama
public opinion kamuoyu
public order kamu düzeni
public safety kamu güvenliği
public service kamu hizmeti
publicity aleniyet
pursue amaçlamak